Anasayfa

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ

1761 yılında zengin bir tüccar olan Çakıroğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılan konak üç katlı. Alt katta taşlık, mutfak, ahır, misafir bekleme odası var. İkinci kat kışlık kullanıldığından daha korunaklı. Bütün odaların geniş bir sofaya baktığı konak, şömineyle ısıtılıyormuş. Odalardaki duvar ve tavan süslemeleri kalem işleri, ahşap oymacılık kayda değer. Misafir odalarında yıkanma bölümleri var. Merdiven kapağını kaldırarak üçüncü kata çıkılıyor (yazlık kat). Daha aydınlık ve kalem işleri bakımından daha zengin olan katta, iki de duvar resmi var.

Çakıroğlu Mehmet Bey, biri İzmirli, diğeri İstanbullu iki hanımla evlenmiş. Hanımlar memleket hasreti çekmesin diye, odaların duvarlarına İzmir ve İstanbul'un birer görüntüsünü yaptırmış. Resimler, hem kentlerin o günkü görüntülerini vermek açısından, hem de resim sanatı yönünden son derece önemli.

3BOYUTLU GÖRÜNTÜLERİNİ AŞAĞIDAKİ LİNKLERDEN İNDİREBİLİRSİNİZ


Geçmişin izlerini taşıyan, geleceğe umutsuzca terk edilmiş bir konak. Günümüzde gerekli ilgiyi, kendi yerini almayı sabırsızca beklemektedir. Yakın geçmişe değin kendisinden sürekli bir şeyler veren, ama bir türlü yarası sarılmayan yaşlı bir yapıt. Son kalan bir tahta parçası, ona canlılık veren adsız yaratıcıların coşkusunu yaşatacak güçte bir çabanın yapıtı olduğunu, buruklukla anımsatacaktır. Konağın yapımına 1761 yılında başlanmış. XVII. yüzyıl mimari yönteminin düşünceleri ile yükselmiş. Ustalar temellerini taştan, yapının tümünü ahşap olarak düşünmüşler. Dıştan bakıldığı zaman bile, burada ağaç işçiliğinin çürümekte olan yapıtları bulunmakta der gibidir. Biri büyük, diğeri küçük iki kapı vardır dar sokağa bakan. Bu kapılar yalınlığı ile yıllardır bekçilik etmişler gibi yorgun nöbetçileridir Konağın. Yola bakan zemin kat duvarlarında, ahşap duvarı saklamak isteyen çizgiler, taş temellerin belki de sürekliliğini sağlamak amacıyla çizilmiştir. Bu duvarlarda pencerelerin bulunmaması, kapalı aile yaşamının gizli kalması içindir. Demir halkalı kapıdan içeriye girildiği zaman, taşlığın serinliği ve topraksı kokusu sezinlenir. Kapının sağındaki kapıcı odası, gelen konukları buyur edecek değin yakındır. Tam karşısında, merdiven bitişiğinde hizmetlilerin odası yer almaktadır. Yine kapının solunda konuk bekleme salonu, kemerli sütunları ile dikkati çeker. Altı sütunun asıl görevi ilerideki ana sütunlara yardımcı olmaktır. Dar sokak kapısının solunda saman damı, alt katta gezinen kişileri rahatsız etmemek için kıyıya çekilmiştir. Aynı biçimde biraz ileride duran ahır, bekleme salonundan bakıldığında görenleri rahatsız etmemek için düzenli kapısıyla hayvanları gizleyiverir. Bu zemin katın odalarındaki pencereler, iç avluya bakar ve ışıklarını bu avludan giderirler. Yapının ahşap duvarlarını örten sıva, kimi yerlerin dışında keçi kılı karıştırılmış harçtan yapılmıştır. Hizmetlilerin odası ile ahır arasında bulunan ağaç sütunlar Korint ve Bergama (Pergamon) başlıkları ile Antik Çağ’ın izlerini taşırlar. Yalnız bu sütunlar ağaçtandır. Ege uygarlığının sütun altlıkları tepeden inen ağırlığı yere gömercesine belirli aralıklarda dizilmişlerdir.

İkinci kata trabzanlı merdivenden çıkıldığında tavanın ağaç geçme ve oymacılığı, küçük balkonun yakınlığı göze çarpar. Tavan üst kata göre daha alçaktır. Kışın kullanılmaya elverişlidir. Odaların salona bakan duvarlarında bugün çok az bulunan bitki ve meyve fresklerine rastlanmaktadır. Balkon iç avluya bakar. Tam karşısında önü açık, eyvan denilen bir bölüm yer almaktadır. Tavanlar ağaç geçme işçiliğinin en güzel örneklerini verir. Konuk ve oturma odalarında küçük oyma dolapların ağaç kaplama ile üstleri süslenmiştir. Odaların pencereleri demir parmaklı ve tahta kefeslidir. Salon pencereleri ise tahta parmaklıdır. Pencerelerin üstlerinden odayı çepeçevre saran raflara rastlamak olasıdır. Kapıların üstleri üçgen alınlıklarla tavana bağlanmış olup, Barok süslemelere sahiptir. Trabzanla çevrili küçük balkonun üst kıyıları, yuvarlak kemer anlayışının tahta ile yapılan eşsiz bir yansımasıdır. Bu görüntüyü önü açık eyvanda da görebiliriz. Kışlık odalarda alçı ile kaplı şömine, ısınma gereksinimini gidermekten başka süslemecilik açısından oldukça varsıldır. Odalardaki tavandan sarkan tül duygusunu uyandırma çabası, sanatçının bezemlemede yeni bir buluşudur diyebiliriz. Salonda küçük balkonun solunda el yıkamak ve abdest almak için önü kafesli bir bölme bulunmaktadır. Konuk odalarında yüklüklerin düzdiziminde gusulhane (yani banyo) unutulmamıştır. Bu gelenek tarihi Anadolu evlerinin çoğunda vardır.

Merdiven kapağını kaldırarak üst kata çıktığımızda aydınlık bir salon, güzel bir balkon, freskler ve varsıl bir görünüm vardır. Salona bakan frizlerde yöresel bitki ve meyve resimleri sunulmak istenmiştir. Odaların pencerelerinin üstündeki pencereler yalın bir vitray yöntemi ile işlenmiştir. Üçüncü kat, sanatçıların düş güçlerini tahta üzerinde yoğunlaştırdığı kattır. Konak sahibinin sanatçıya etkisi de göz önünde bulundurulmalıdır. Odalardaki süsleme sanatı Rokoko biçeme taş çıkartacak güçtedir. Yazlık konuk ağırlama ve oturma odalarında bulunan İzmir ve İstanbul görünümleri, zamanın minyatür resim sanatından ayrımlıdır. Bu görünümlerde yüzeysellikten kurtulunmuştur. Perspektif sıradan da olsa görülür. Renkler mavi, kahverengi, gri ve yeşildir. Bu etki belki yerli sanatçıların, Byzans resim sanatının kalıntılarını görmüş ustalardan gelmektedir. Denildiğine göre Konağı yaptıran “Çakıroğlu Mehmet” varsıl bir tecimer(tüccar)’dir. Sürekli iş gezilerine çıkar. İstanbullu ve İzmirli iki güzelle evlenir. Bu eşlerin sıla özlemlerini gidermek için yaptırmıştır bu resimleri. Resimlerin altında yüklük bulunmaktadır. Resimlerin önündeki küçük trabzan dizisi, odada bulunan kişilere balkondan görünümü izleme tadımı verir. Oturma odasında şöminenin ilginçliği dikkati çeker. Burada sanatçı belki de tahta dokudan bıkmıştır. Tavandan raflara değin olan boşluğu mermer damarları ile süslemesi yapının tümündeki en büyük değişikliktir. Balkon oyma ve geçme varsıllığı ile Bozdağları izler. Konuk ve oturma odalarında eski Anadolu evlerinin özelliklerinin tümünü, alçak sekiler, raflar, kapı eşikleri, meyve kurutma rafları, gusulhane ve bitişiğindeki yüklüklerini yapısında toplamış olan Konak, 1764 yılında bitmiştir. En üstteki tavanı yüksek yazlık odaların kapılarının dış yüzünün üstündeki üçgen alınlıkta, Barok süslemeler içinde yazıtlar vardır.Kuzey batıdaki İzmirli hanımın kapısının üstünde: “Ya Müfettih’ül-Ebvab”,Türkçesi: “Ey kapıların açıcısı Allah” yazar. Güney batıdaki İstanbul’lu hanımın kapısının üstünde ise: “Ya Müfettih lena hayrü’l-bab”, Türkçesi: “Ey açan Allah, bize hayır kapılarını aç” yazar. Ayrıca bu katta güney doğudaki Bayan konuk odasının kapısı üzerindeki Barok süsleme içinde “Barek Allah: Allah kutlu kıldı.”ile, kuzey doğudaki Bay konuk odasının kapısı üzerindeki Barok süsleme içinde “Maşallah: Allah diledi” yazar. Konak bugün Ödemiş Müzesi’nin malıdır. Doğudaki bahçesinde Dios Hieron kenti ile ilgili Antik dönemlere ilişkin arkeolojik mermer kalıntılar ile, güneyindeki yapıda yöresel etnografik gereçler sergilenir.

Aydınoğulları Türkmen Beyliği’nin merkezi olan Birgi, bugün yıkılmış Beylik surlarının merkezinde, inci gibi değerini yitirmeyen bu Konakla övüncünü geleceğe aktaracaktır. KAYNAK:BEHİÇ GALİP YAVUZ'UN BİRGİ KİTABI

FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ


Son Güncelleme (Cuma, 04 Mayıs 2012 12:01)