DERVİŞ AĞA CAMİİ
DERVİŞ AĞA CAMİİ :
Başka bir adı da “Çarşı Camii” dir. Birgili varsıl tüccar Hacı Ali oğlu el-Hac Derviş Ağa tarafından yaptırılmıştır. Derviş Ağa’nın Birgili olduğunu çağdaşı olup, kendisi ile Birgi’de görüşen Evliya Çelebi söylemektedir. Varlıklı bir kişi olan Derviş Ağa ayrıca Birgi’de Darül Hadis yaptırdıktan başka, Tire’deki Ulucamii de onartıp kullanılır duruma getirmiştir. Derviş Ağa’nın kabri Birgi’de İmam-ı Birgivi Mehmet Efendi kabrinin beş dakika değin kuzeyindedir. Birgi Bozdağ arasındaki yolun kıyısında yeşillikler içinde anıtsal görünümde olan Derviş Ağa Camii, bugün bakımlı, temiz bir yapıdır. Türk İstiklal Savaşı sırasında Yunanlılar tarafından yakılmış, ancak sonradan yeniden yapılmıştır. 1939’da ise Birgi Çayı’nın taşması sonucu sel kıranına uğramış, sonradan onarılmıştır. Camiin giriş kapısının üzerine sıradan talik kırması denilen bir yazı ile yazıt konmuştur. Dizeleri karşılıklı olan manzum yazıt şöyledir:
“Bu mabedi ta haşre dek ger hayr ü şer a’malina
Makbul-i dergah amedan tak-ı bülendi ruşina
Akil olan hayrat idüp makdurunu sarf eyleye
Şadi mekün der ruz ü şeb baki değil dar-ı fena
Ali küşade camii bünyad iden Derviş Ağa
Bağ-ı vücudun sebzeter lütfunla kıl ya rabbena
Dahi bunun emsaline vasıl ide bari Hüda
Her ruz duadır macera bi iştibah hamd ü sena
Tuba bihişt asa dimek layık durur bu camie
Zadi begüft tarihini kalubela hayr ül-bina
Sene 1074”
Yazıtta verilen 1074 yılı Hicri olup, yapı 1663/64 Miladi yılında yapılmıştır. Yazıttaki dizeler koşuk yazmakta alışkanlığı olmayan biri tarafından oluşturulmuştur. Cami kare tasarlı, tek kubbeli bir yapıdır. Ortadaki büyük kubbe sekiz kemerle desteklenmiştir. Kare yapının köşelerinde nişler açılmış olup, Camii’de daha geniş bir yer yaratma çabası görülür. Camiin içini aydınlatma sorunu iki sıra pencerelerle sağlanmıştır. Altta her duvarda üçer, üstte her kemer içerisinde birer pencere konularak yapıya hem güzel duyu, hem de bezem verilmeye çalışılmıştır. Camiin tabana yakın köşelerinde geniş pencere açıklıkları görülür. Bu durum cami tabanının doldurulduğunu kanıtlar. 1939’da uğradığı sel kıranı sonucu yapının tabanı selin getirdiği molozlarla dolmuştur. Camiin son cemaat yerinde dört sütun üzerine üç kemer dizisi izlenir. Sütun başlıkları korint biçemlidir. Son cemaat yeri üç kubbeli olup, orta kubbe geniş, yan kubbeler dardır. Bu özellik yapıda bir uyum sağlamaktadır. Yapının giriş kapısı kökleşik Osmanlı oymacılık sanatının güzel örneklerindendir. Girişin hemen üzerinde köşk biçiminde yapılmış müezzinlik oldukça ilginçtir. Son cemaat yerinde sağda ve solda iki hücre biçiminde açılmış nişler oldukça yalındır. Camiin minaresi köşeli alçak bir taban üzerine oturtulmuş, tek şerefeli ince silindirik bir yapıdır. 1946’da onarım gören minarenin şerefesinin alt kesimine arı peteği biçiminde mukarnaslarla bezem verilmiştir. Ayrıca minarenin tabanı nişlerle süslüdür. Şerefe altındaki mukarnaslar özgündür. Camiin anıtsal büyük kubbesi sekizgen bir taban üzerine oturtulmuş olup, içeriden kubbenin köşelerine açılan nişlerle ve dışarıdan boşaltma kemerleri ile kubbenin ağırlığı yeğneltilmiştir. Böylece hem duvarlarda çok sayıda pencere açma olanağı sağlanmış, hem de yapının iç kısmının geniş, gönenç olması sağlanmıştır. Duvar yüzeyine açılan pencereler sivri kemerler içine alınmıştır. Yapıya saydığımız bu dış özellikler verilip, tekdüzelik ve ağırlıktan kurtarılarak devinim sağlanmıştır. Duvarların bitiminde tuğlaların, köşeleri dışarıda kalacak biçimde dizilmeleri yapıya ayrı bir güzel duygu kazandırır. Derviş Ağa Camii, son cemaat yeriyle, minaresiyle, boşaltma kemerleriyle, anıtsal kubbe ve son cemaat yeri kubbelerinin kurşunla örtülmesiyle, sivri ve kaş kemerleriyle tam bir kökleşik Osmanlı yapı biçiminin Anadolu’daki güzel örneklerinden birisidir.
KAYNAK: BEHİÇ GALİP YAVUZ'UN "BİRGİ" KİTABI
Fotoğrafları görmek için tıklayınız
Son Güncelleme (Salı, 07 Aralık 2010 08:21)


