Anasayfa

Karaoğlu Camii : 

                                      1762 yılında yapımı bitirilen Karaoğlu Camii kökleşik Osmanlı mimarisi örneğidir. Camii kare tasarlıdır. Ortada büyük bir kubbe sekizgen bir kasnak üzerine oturtulmuş olup, kıble ve kuzey doğrultusunda, yanlardan ikişer yarım kubbe ile desteklenmiştir. Kubbe kasnağının yarım kubbeler dışındaki kıyılarının ortasında şişkin sivri kemer nişlidir. Yan duvarlar ve kasnak duvarlarının bitimlerinde tuğlaların keskin köşeleri dışarı çıkıntı biçiminde yerleştirilerek bezem sağlanmıştır. Yine sekizgen kasnağın köşelerine dışarıdan sütuncuklar konularak tekdüzelik giderilmeye çalışılmıştır. Camiin son cemaat yeri üç sivri kemer gözlü ve üç kubbeli olup, sütunlar Korint başlıklıdır. Bu başlıklar kanımızca antik bir yıkıntıdan getirilmiştir. 1891 yılında Birgi’ye gelerek araştırma yapmış olan Fransız G. Weber, “son cemaat yerinin dört eski kolondan yapılmış olduğunu, bu kolonlardan üçünün granit, birinin ise mermerden olduğunu ve mermer sütunun  sütun başlığının ağaç yapraklarıyla süslü olduğunu, diğer üç sütun başlığının Korint biçemi olduğunu” belirtmiştir. Camie giriş çok yalın olup, dikdörtgen bir çerçeve içerisine alınmıştır. Kapının hemen üzerindeki müezzin mahfili, dışarı çıkıntılı biçimde yer alır. Giriş kapısının her iki yanında ayrıca yuvarlak kemerler içerisine alınmış pencere açıklıkları görülür. Minarenin altlığı özgün olup, gövdesi 1955’de yıldırım düşmesi sonucu yıkıma uğrayınca 1962/63 yılları arasında altlığından yukarısı yenilenmiştir. Taş altlık üzerine köşeli bir altlık her kıyının ortasında sivri kemerlerle bezemlenmiştir. Camiin kuzeybatı köşesine bitişik olarak yapılmış alışageldiğimiz bir minare örneğidir. 1929’da Birgi’yi gezerek bu minareyi görmüş olan Prof .İsmail Hakkı Uzunçarşılıoğlu, “özgün minarenin güzel ve ince” olduğunu söylemiştir. Mihrap, Camie oranla çok büyük ölçülerde olup, anıtsal bir etki taşır. Dikdörtgen bir çerçeve içine alınmış olan mihrap, bitki örgeleri ile süslenmiştir. Özellikle renkleri bakımından göz alıcı bir etki yaratır. Mihrap üzerindeki pencereler güzel ve incedir. Minber, tümüyle mermerden yapılmış olup, geometrik ve bitkisel kabartmalar başarı ile işlenmiştir. Vaiz kürsüsü de mermerden yapılmıştır ve üzeri kabartmalarla bezenmiştir. Güney batı duvarındaki “Hünkar Mahfili” dışarıdan çıkıntılı biçimde belirtilmesine karşılık, içeriden hangi nedenle olduğu bilinemez, kapatılıp düz duvar durumuna getirilmiştir. Camii yaptıran Karaoğlu Hacı Mustafa Efendi’nin kendisi için yapılmış olan bu mahfil, onun Birgi’deki konumunun, varsıllığının ve gücünün bir göstergesi gibidir. Camiin yapımında kullanılan gereçler: Ana duvarların ve minarenin yapımında düzgün kesme taş kullanılmıştır. Son cemaat yerinde granit ve mermer sütunlar ile sütun başlıkları bulunur. İçinde mihrap çerçevesi, vaiz kürsüsü ve minber mermerden yapılmıştır. Kubbeler çinko kaplı olup, güneşte parlar. Ara yerlerde pişmiş tuğla ve seramik kullanılmıştır. Sermahfillerde, pencere ve kapı kapaklarında, yalın ağaç işçiliği göze çarpar. Kimi bağlantı yerlerinde demir gereçler bulunur. Cami ile ilgili ölçüler şöyledir: Ana kapı kare biçiminde 11 X 11 metre olup, duvar kalınlığı 1,20 metredir. Son cemaat yeri 4 X 11 metredir. Üzerini örten kubbeleri taşıyan sütunların arası yaklaşık 3,5 metredir. Camie giriş kapısı, mermer çerçeve kalınlığı içinde 2,20 metre eninde olup, karşısındaki mihrabın da eni aynı ölçüdedir. Kapının sağında ve solundaki pencerelerin eni 1,5 metre, mihrabın sağ ve solundakilerin eni ise 1,04 metredir. Mermer minberin uzunluğu 2,5 metredir. Minare tabanının çapı 3,5 metre olup, Camie girişteki sermahfiller 2,5 metre enindedir. Bunların üzerinde yer alan ağaç balkonun eni 3,5 metredir. Cami, XVIII. yüzyıl ortalarında yapılmış olmasına karşın, XVI. yüzyıl kökleşik Osmanlı mimari uslubunu hemen hemen sürdürür. Bu yapının mimari açıdan önemi, XVIII. yüzyıl tümüyle yabancı sanat etkilerinin Anadolu’ya girdiği, yaygınlaştığı bir yüzyıl olmasına karşın, Karaoğlu Camii’nin yabancı etkilere kapılarını kapatması ve ulusal sanata verilen önemin özyapısal örneklerinden biri olmasıdır.

 B) Karaoğlu Camii Şadırvanı :

                                     Camiin kuzey yönünde ve 8,5 metre değin uzağında olup, kökleşik Osmanlı şadırvanı örneğidir. Şadırvanda altı mermer sütun birbirine yuvarlak kemerlerle bağlanmış ve onun üzerine yuvarlak kaburgalı bir kubbe oturtulmuştur. Mermer sütunlar kemerlere yalın ve yerel başlıklarla bağlıdırlar. Kubbenin üzeri çinko ile kaplı olup, güneşte parlar. Kubbenin tam altında onikigen gövde üzerine basık koni biçiminde bir külah oturtulmuştur. Mermer onikigen gövdenin her kıyısının ortasında baklava biçiminde yapılmış geometrik örgeler arasına birer çeşme konulmuştur. Böylelikle şadırvanda oniki çeşme bulunmaktadır. Şadırvanın tümünün çapı 5 metre kadar olup, kubbeyi taşıyan mermer sütunlar 3,5 metreye yakın aralıklarla bir altıgen oluştururlar. Şadırvan XVIII. yüzyıl ortalarında yapılmış olmasına karşın, XVI. yüzyılın kökleşik Osmanlı uslubunu hemen hemen sürdürür.

                                     C) Karaoğlu Medresesi :

                                       Camiin yapımı ile birlikte bahçesinin batı duvarı boyunca yapılmış yedi adet yer odasından ya da hücresinden oluşmaktaydı. Yapımında moloz taş ve ağaç gereçler kullanılmış olup, hücrelerin çatılarında kökleşik Osmanlı medrese örneklerinde olduğu gibi kubbe yöntemi kullanılmamıştır. Medrese hücrelerinin kapıları güney doğuya bakmaktaydı. Dikdörtgen bir tasarda yapıldığını sandığımız medresenin, görenlerin tanımlarına göre yaptığımız kestirme ölçümlerde bir köşeden öbür köşeye uzunluğu 21 metre ve eni 6 ya da 6,5 metre kadardı. Hücrelerin enleri ise 3 ‘er metreydi. Pek sanatsal bir değer taşıdığını sanmıyoruz. 1935 yılında Vakıflar Yönetimi tarafından yıktırılmış olup, bugün medreseden hiçbir iz kalmamıştır. Medresenin yaptırıcısı Karaoğlu Hacı Mustafa Efendi, ölünceye değin bu medresede onursal müderrislik yapmıştı. Ölümünden sonra da vasiyeti üzerine, yaraşır bir kişi 30 akçe gündelikle medresede öğretim görevine başlamıştı.

                                      D) Karaoğlu kabristanı ve sübyan mektebi :

                                       Karaoğlu Külliyesi’nde iki kabristan vardır. Bunlardan ilk dikkati çekeni sanıyoruz ki, bahçede Camiin batı duvarına bitişik olanıdır. Bu kabristanda Külliyeyi yaptıran Hacı-Müderris-Derebeyi Karaoğlu Mustafa Efendi’nin kabri bulunur. Minarenin tabanı kabristanın içinde kalır. Karaoğlu Mustafa Efendi’nin kabri ise minare tabanı düzdiziminde, doğu-batı doğrultuludur. Bahçe iç duvarı 8 metre değin olan kabristan, yerden biraz yüksekçedir. İkinci kabristan Camiin kuzey yönünde ve kuzey duvarı boyuncadır. Bu da diğeri gibi yerden biraz yüksekçedir. Yaptığımız soruşturmada her iki kabristanda da oğulları, kızları, damatları, gelinleri gibi Karaoğulları ailesine bağlı kişiler gömülmüştür. Karaoğlu Hacı Mustafa Efendi tarafından XVIII. yüzyıl ikinci yarısında kabristanın kuzeyinde yaptırılmış ahşap 5 hücreli yer odasından oluşan sübyan mektebinden günümüze bir nesne kalmamıştır. Karaoğlu Külliyesi: Camii, şadırvanı, medresesi, sübyan mektebi ve kabristanı ile bir bütün oluşturuyordu. 

                                     

                                       Karaoğlu Külliyesi yazıtları 

                                       1-Karaoğlu Camii yazıtları :

                                        Kuzey batı duvarının dışyüzünde, sağ yandaki pencerenin üstünde : “BÜNİYE 1174” yazmakta olup, Camiin yapımına başlanışın Hicri yılını vermektedir. Bu Miladi 1760 yılıdır. Aynı duvarın sağ yandaki penceresi ile giriş kapısı arasında, pencere ve kapı düzdiziminde : “MAŞALLAH” yazar. Açıklaması: “Allahın istediği, Tanrı her ne isterse” dir. Kapının üstünde, müezzinlik mahfili ile kapı mermeri arasında Kur’anı Kerim’den bir ayeti kerime vardır; “SELAMÜN ALEYKÜM TIBTÜM FETHULÜHA HALİDİN” yazar. Açıklaması: “Selam size, tertemiz geldiniz. Artık sonsuz kalmak üzere girin buraya”. Kapı ile soldaki pencere arasında, üst düzdiziminde “SÜBHANALLAH” yazar. Açıklaması: “Tanrıyı kutsar ve yüce tutarım” dır. Soldaki pencerenin üzerinde “BÜNİYE 1176” yazmakta olup, yapının bitirilişinin Hicri yılını vermektedir. Bu Miladi 1762 yılıdır. Camii içinde mihrabın üzerinde de bir ayeti kerime bulunur: “KÜLLEMA DAHALE ALEYHA ZEKERİYYEL MİHRAB”. Açıklaması: “Zekeriyya Aleyhisselam mihraba girdiği zaman” dır.

                                       2-Karaoğlu Mustafa Efendi’nin kabir taşı yazıtı :

                                        Hüve’l  hayyü’l-lezi la yemut 

                                          Fena dünyaya etmen meyil beka olmaz olur yeksan.

                                          Görüp alimleri birbir, olur ibretü’l-izzetü irfan

                                          Benim gibi gider kimisi, beyan gerek sıbyan

                                          Benim kabrim üzerinde bana bir fatiha ihsan

                                          İki alemde şad etsün anı ol Hazret-i Yezdan

                                          Karazade fahrü’l-müderrisin merhum

                                          El-Hac Mustafa Efendi
                                          Ruhiçün rızaen lillahi’l-fatiha

                                          Rebi-ül-ahir  1210

                                          Gara”(yazan ustanın mahlası)

                                           ----------------------------------

                         Türkçesi:“Ölümü olmayan yaşam sahibi O (Tanrı)’dur.

                                          Ölümlü dünyaya eğilim etmeyin, dünya yaşamı kalıcı değildir. 

                                          Görüp bilginleri bir bir, değeri bilip ders alın

                                          Benim gibi gider kimisi, çocuklara açıklamak gerek

                                          Benim kabrime gelenler, bir fatiha bağışlasın

                                          O ulu Tanrı, iki dünyada onu sevindirsin

                                          Gönüllü medrese öğretmeni, ölmüş Karaoğlu

                                          Hacı Mustafa Efendi’nin

                                          Ruhunun hoşnut olması için, Tanrı’ya fatiha

                                          Arabi ayların dördüncüsü-1795”

 

KAYNAK: BEHİÇ GALİP YAVUZ'UN "BİRGİ" KİTABI

 

Resimleri görmek için tıklayınız.

 

 

 

 

 

Son Güncelleme (Salı, 07 Aralık 2010 08:58)