AYDINOĞULLARI TÜRBESİ

B) AYDINOĞULLARI TÜRBESİ :
Birgi Ulucamii iç avlusunda, Camiin batısında yer alır. Giriş kapısı üzerinde yer alan iki satırlık Arapça yazıtta: “734 (Hicri) yılının, cemaziyel evvel ayının ikinci günü bitirildiği “ yazılıdır. Bu Miladi takvime göre 9. 01. 1334 günüdür. Ertan Daş, Birgi adlı kitapta bu tarihin büyük olasılıkla Mehmet Bey’in ölüm tarihi olabileceğini belirtir. Türbe, Mehmet Bey’in ölümü üzerine oğulları tarafından yaptırıldı. Ama yaptıran oğlunun kim olduğu belli değildir. Kare tasarlı dört duvar üzerinde sekizgen kasnak ve onun da üzerinde yükselen çinko kaplı bir kubbe ile örtülüdür. Tümüyle düzgün kesme taş gereç ile yapılan yan duvarlar üzerindeki sekizgen kasnak ve kubbe tuğla gereçlidir. Kubbe kasnağı ve kubbe göbeğinde sırlı gereç kullanılmıştır. 9,10 X 9,10 metre boyutlarında kare bir alanı kaplayan türbe, Beylikler Dönemi’nde başlayan yenileşme hareketlerine uyum sağlaması ile dikkati çeker. Mermer kaplamaların kullanıldığı, hafif sivri kemerli kapı açıklığı ile türbeye girilir. Girişin karşısında doğu-batı doğrultusunda sıralanmış, düzgün kesme taşla kaplı dört kabir yer alır. Kare alandan kubbeye geçiş üçgen pandantiflerle sağlanmıştır. Kubbe, kırmızı tuğla ve firuze Türk mavisi sırlı tuğlaların bezemsel sıralanması ile kaplıdır. Meinecke’nin “yoğunlaştırılmış daireler” diye adlandırdığı bu yuvarlak kuşaklar, kubbenin ortasına doğru küçülerek sürerler ve kubbe göbeğindeki, firuze ve patlıcan moru mozaik çiniden oluşan yuvarlak madalyonu çevrelerler. Madolyonun içinde, ortada bir yıldız biçiminden kaynaklanan on kıyılı bir rozet çiçeği yer alır. Aynı süsleme Ulucamii mihrabı kavsara bölümü altında ve minberin yan aynalıklarında görülür. Kubbenin kasnak bölümünde firuze ve patlıcan moru çini ile kırmızı tuğladan mozaik yönteminde yapılmış ve kufi yazıdan geliştirilmiş süslemeden oluşan kısa dar bir kuşak dolanır. Türbenin bu özelliği ile Anadolu Selçuklu Dönemi mozaik çini yöntemini sürdürdüğü görülür. Kubbe kasnağını dolanan çini mozaik kuşaklar, ortada yer alan bezemeli madalyon, Selçuklu Dönemi yapılarında vazgeçilmez unsur olarak gözlemlenirken, burada olduğu gibi yalına indirgenmiş de olsa kimi Beylikler Dönemi yapılarında da bu özellikler sürdürülmüştür. Pencere kemerlerinde çinilerden kesilmiş geometrik biçimlerle dolgular yapılmıştır denilirse de, bunlar yakın zamanlarda yapılan sıva ve badanalarla kapatılmıştır. Türbe içerisinde dört kabir yer alır. Kabir taşlarında herhangi bir tarih yer almayıp, yalnızca kişilerin adları yazılıdır. Kapıdan girince birinci kabir taşında Mehmet Bey’in oğlu İsa Bey’in , ikinci taşta Mehmet Bey’in oğlu İbrahim Bahadır Bey’in , üçüncü taşta Aydınoğlu Mehmet Bey’in ve dördüncü taşta yine Mehmet Bey’in oğlu Gazi I. Umur Bey’in adları yazılıdır. Bu kabir taşlarının tarihsiz ve kaba yazılı oluşu ilk olarak Paul Wittek’in dikkatini çekmiştir. Wittek, “Bunların Timur yıkımından sonra yazılıp, dikildiğini ileri sürmüştür”. Biz bu düşüncede değiliz. Çünkü, Timur’un Aydınoğulları’nı koruduğu, Aydın Eli’nde (Tire Kenti’nde) kışladığı ve onlara kendi Beyliklerini geri verdiği düşünülürse, bu alanda böyle bir yıkımın söz konusu olmaması gerekir. Netekim bu görüşümüzü belgeler açıkca göstermektedir. Kabir taşlarının kırılıp dökülmesi, Aydınoğulları soyundan olduğunu savlayarak, yöredeki halktan da bağlılık sözü alıp, XVII. yüzyılın birinci çeyreğinde Osmanlı Devletine başkaldıran Celali Birgili Cennetkarıoğlu ayaklanmasının bastırılmasından sonra, Murat Paşa tarafından Birgi’nin surlarının yıkımı ve kentin kırıp dökülmesi sırasında, olasılıkla Osmanlı çerileri tarafından öfkeyle gerçekleştirilmiş ve taşlar sonradan kabaca ve tarihsiz yeniden yazılarak yerlerine konulmuş olabilir.
Aydınoğlu Umur ve İsa Beyler’in Birgi’de türbe ve vakıflarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Tüm bunlardan Aydınoğulları’nın her birinin ayrı birer türbeleri ve bunların ayrıca vakıfları bulunduğu sonucu ortaya çıkar. Ama her durumda bizce bilinmeyen diğer bir nedenden dolayı, bu türbeler (Birgi’de vakıf kaydı görülmesine karşın, bugün ortada olmayan başka birçok yapıtlar gibi) olasılıkla deprem, yangın, su baskını gibi yıkımlar sonrasında ortadan kalkmış, kabirler ise sonradan Aydınoğlu Mehmet Bey türbesine aktarılarak toptan ve aynı zamanda, kabir taşları yazılıp dikilmiş olmalıdır. Zaten her taşta görülen “Hazret” sözcüğü bile daha yakın bir zamanı belirtir. Bundan da bu kabir taşlarının XVII. yüzyılın ilk yarısında bir araya getirilmiş olduğunu güçlü olarak ileri sürebiliriz. Türbenin kapısı beyaz mermer ile kaplıdır. Sivri kemerin üzerinde yoğrumsal kabaralara yer verilmiştir. Sivri kemer yayının üzerine gelen kabara iki yanındakinden daha büyük ve açılmış iri bir gül biçimindedir. Yandakiler çarkıfelek biçiminde olup, Ulucamii güney pencereleri ile benzerlik gösterirler. Giriş kapısı kemerinin üzerinde silmelerle basamaklanan derin bir yer içinde, iki satırlık Arapça yapım yazıtı yer alır. Türkçesi şöyledir: “Bu türbe, büyük, bilgili, din uğruna savaşan, imanın savunucusu, hayırlar babası, gazilerin sultanı, Mübariz ed- Devle v’ed-Din Mehmed ibn Aydın için –Tanrı kabrini aydınlatsın- yapıldı.” Bu önyüzün düzgün kesme taş sıralarının üstten birincisinde ve kapı üzerine rastlayan bölümünde, üç tane Byzans Dönemi’ne ilişkin mermer kaplama görülür. Her biri kendi arasında üçer kareye bölünmüş ve karelerde ortada yuvarlak, yanlarda köşeli yanay süslemelere gidilmiştir. Kimi karelerde karşılıklı iki üçgenin çakışmasından oluşan altı kollu yıldız süslemesi görülür. Yapıda, kapının bulunduğu güney önyüz dışındaki yüzlerde altlı üstlü birer, kubbe kasnağında doğu ve batıda iki pencere yer almakta iken, kuzey ve batıdaki sivri kemerli üst pencçereler sonradan kapatılmıştır. Kare tasarlılar Aydınoğulları'nda en çok uygulama alanı bulan türbeler olmuştur.
KAYNAK: BEHİÇ GALİP YAVUZ'UN "BİRGİ" KİTABI
Son Güncelleme (Perşembe, 09 Aralık 2010 13:21)


